Aşkın mezarı 45 (distopya romanı)

Ayak sesleri yaklaşırken kısık bir sesle kapıların kırıldığını duydular. İnsanların bağırmaları ve çığlıkları her yerde yankılanıyordu. Onlar ise panik halinde konuşamıyorlardı. Bunun yerine birbirleri bakmaya devam ettiler. Hala gülümsemeye çabalıyorlardı.

Ayak sesleri ve kırılan kapı sesleri giderek yaklaşıyordu. Demek ki ikinci kata çıkmışlardı. Merdivenlerden gelen sesler duyulmaya başladığı sırada ikinci kata çıktıklarını anladılar. Sıra ile gelecek olurlarsa yedinci kapı onların yanına açılıyordu. Erkek gelme hızlarını hesaba kattığında fazla zamanları kalmadığını anladı. Saklanabilecek bir yerleri yoktu. Erkek hızlı bir biçimde bilgisayarına bağlı olan diskin parçalarını söktü. Daha sonra diskleri koltuğun alt tarafına sokuşturdu. Birkaç an içerisinde bilgisayarını kapattı.

İki kapı daha kırılmıştı ve geriye 5 kapı kalmıştı. siyahlı adamlar bir sonraki kapıya gidene kadar ne yapacaklarını konuştular. Erkek kızın kaçması yönünde ısrar ediyordu. Kız ise erkeğin kaçması için aynı baskıyı yapıyordu.

Erkek "Hadi git şimdi, pencereden aşağıdaki çalılıklara atla. Daha yavaş düşersin."

Kız "Hayır beraber kaçalım."

"Olmaz birimizin burada kalması ve onları yavaşlatması gerek. Hem siyahlı kız delil bırakmadığını söylemişti."

"Seni bırakamam."

"Bunu yapmak zorundasın. Şapkalı adama söyle o beni kurtarmanın bir yolunu bulur."

Geriye sadece 2 kapı kalmıştı. "Hadi git şimdi."

Kapıya metal bir şeyin hızlı bir biçimde çarptığını hissettiler. Tahta kapı bu çarpmalara fazla dayamazdı. Kız "Tekrar görüşeceğiz dedi ve camdan atladı."

Camdan atlarken kapının parçalandığını duydu. Yere düştüğü zaman çalılara düşüşünü yavaşlattığı için teşerkkür etti. Şansına etrafta hiç siyahlı adam yoktu ve koşmaya başladı.

Yol boyunca erkeğe ne olduğunu düşünüyordu. O kadar düşünüyordu ki bir kaç kere kaldırımlara takıldı ve düşme tehlikesi atlattı. İlk önce sahilde şapkalı adamı gördüğü yere gitti ve o bankın üzerinde oturup bir süre boyunca bekledi. Şapkalı adamın olaylardan haberi yoktu. Ancak çok hızlı atan kalbini yavaşlatması gerekiyordu. Erkeğe ne olmuş olabilirdi ki. Onu da öldürmüşlermiydi acaba? Yoksa onu sorgulamak için götürmüşler miydi?

Ama o onlara istedikleri söylemezdi ama siyahlı adamlar ona işkence yaparsa ne olacaktı? Bir çözüm bulmaları gerekiyordu. Bu yüzden şapkalı adama ulaşmalıydı. Ancak o yardımcı olabilirdi ona.

Belki de erkeğin yanında kalmalı ve her ne olacaksa beraber yüzleşmeleri gerekiyordu. Ancak bunu yapsaydı aşkı hiçbir zaman bulamazlardı. Aşkı bulamazlarsa hiç bir anlamı kamazdı hayatın. Peki ya erkeğe ne olacaktı? Düşünceler beyninin çeperlerine o kadar hızlı çarpıyordu ki canının yandığını düşündü. Elleri titriyor ve ne yapacağını bilemiyordu.

İlk olarak içerisi dışından daha büyük o yere gitmeliydi. Şapkalı adam orada olabilirdi belki. Cebinden oranın adresinin yazılı olduğu kağıdı çıkarttı ve adrese doğru ilerlemeye başladı. Artık dikkat çekmemek için koşmuyordu. Erkeğe ne olmuştu, neden hiç tanımadığı birisi için böyle hissediyordu? Neden içindeki bir ses hep onu aradığını söylüyordu ona? Ona bir şey olursa aşkı hiçbir zaman bulamayacaktı o. Neden bunların hepsi gerekleşmişti? Şapkalı kız onlara güvende olduklarını söylemişti oysa, onada mı güvenemeyecekti?

İçi dışından daha büyük olan odaya gittiğinde kapıyı hızlı bir biçimde çaldı ve kapı açıldı. Nefes nefese kalmış bir şekilde içeriye girdiğinde çok hızlı bir biçimde konuştu "Onu yakaladılar."

Şapkalı adam oturduğu yerden ayağa kalkmış ve kızın yanına doğru yaklaşmıştı "Kim yakaladı onu? Nasıl? Çabuk anlat!"

Kız neler olduğunu hızlı bir biçimde anlattırken şapkalı adamı ilk kez endişeli bir ifadeyle gördü. "Onu kurtarmamız gerekiyor?"

"Onu sorgu yerlerinden birisine götürürler. Sorgucuların gelmesi ve anlattığına göre diğerlerinin sorgusunun bitmesi bize biraz zaman tanıyabilir. Şimdi gel otur, bir plan yapmalıyız. Elindeki bir cihazdan birkaç tuşa bastı. Birazdan siyahlı kız ve diğerleri gelmiş olur. Önümüzde birkaç saat zamanımız var. Tahmin ettiğime birden fazla kişiyi gözaltına aldılar ve bu bize biraz daha süre tanıyacak."

Şapkalı adam koltuğa doğru ilerlerken kız ayakta durmaya devam ediyor ve konuşuyordu "Başka kimler gelecek."

"Geldikleri zaman göreceksin. Merak etme onu ne pahasına olursa olsun kurtaracağız. Şimdi biraz sakinleşmen gerekiyor. Tahmin ettiğinden daha büyük bir gücümüz var."

Kız diğer koltuğa oturduğu sırada bu koltuğa ilk oturduğu zamanı düşündü. Erkeği ilk kez orada görmüştü ve onu düşündü. İçindeki öfke giderek artıyordu. Uzun sayılabilecek tırnakları yumruk yaptığı elinin avuç içine batıyordu ama hiç acı hissetmiyordu. Erkeği kurtarması gerekiyordu. Ne olursa olsun onu kurtarmalıydı. Neden o anda da zaman yavaşlamamıştı ki.

"Siyahlı kızla birlikte giderken bir şey oldu biz saklanmıştık ama siyahlılardan birisi bir küre attı bize doğru ve o köre çok yakınımıza düştü. O küreye doğru atladığında ben ne yapacağımı bilemiyordum. Çaresiz bir şekilde beklerken zaman yavaşladı ve ben küreyi aldım. Dokunduğun her şey benim gibi hareket ediyordu. Hava süzülen kurşunları görebiliyordum. Daha sonra onu tuttum ve saklandığımız yere kadar çektim ama onun evindeyken zaman yavaşlamadı. Neden böyle oldu?"

"Bilmiyorum ama bunu da araştıracağız. Şimdi sakinleşmeli ve onu kurtarmaya hazırlamalısın kendini. Aramızdan bazı insanların özel yetenekleri olur. Demek ki onlardan birisi de sensin ve yeteneğinin ne olduğunu öğreneceğiz."

Şapkalı adam konuşmasına devam ederken kapı birkaç kere çaldı. Şapkalı adam ise bir kaç tuşa bastı ve içeriye 3 kişi girdi. Birisi siyahlı kızdı ve iki tane erkek daha vardı. Erkeklerden birisi oldukça iriceydi, diğeri ise ona nazaran daha inceydi.

İlk konuşan şapkalı adam olmuştu "Bir plan yapmalıyız. Oturun hemen fazla vaktimiz yok."...

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook