Aşkın mezarı 44 (distopya romanı)

"Aşk başka bir dünyaya açılan bir kapı olabilir belki ama bunun gerçek anlamda olduğunu sanmıyorum." dedi erkek. Şarkıları düşünüyor kızın anlattıklarını onlara ekliyordu. Düşünceleri ancak bu şekilde tamamlanabilirdi. "Bence aşık olduğu zaman herşey daha güzel, daha renkli geliyor. Belki de herşey daha gerçek geliyor olabilir."

"Bence aşk anlatılması mümkün olmayan bir şey. Bir yazıda bir adam kızı görmüştü ve sonra her yerde onu aramaya başlamıştı. O adam aşık değildi bence, yarımdı. O kızı bulabilirse ancak o zaman tamanlanacaktı." dedi kız hafifçe gülümseyerek.

"O adam yarımsa biz neyiz peki? Yarımın da yarısı mı?"

"Belki onun da yarısı belki çok daha yarısı. Ama önceki halimi düşünüyorum da o kadar eksiktim ki ben sadece nefes alıp veriyordum."

"Ben de aynıydım. Herkes gibi yaşamaya çalışıyor ama yapamıyordum. Bir şey eksikti ve neyin eksik olduğunu bilmiyordum."

"Aynı benim gibi desene. Sonra yazıları okudukça tamamlanmaya başladım. Tabi eksikliğimi fark ettikçe büyordu içimde."

"Biliyorum nasıl olduğunu. Sen nasıl başladın bu yolculğa?"

"Çok küçükken kaçmıştım ve sokakta dolaşıyordum. Sonra bir adam yazı okuyordu. Çok etkilendim ondan. Daha yıllar geçti ve ben o yazıyı unuttum ama hep aklımdaydı. Bir gün şapkalı adam yanıma geldi ve bana bir yazı verdi. Sonra iki yazı daha buldum. Ya sen?"

"Benimki de benzer bir şekilde başladı. Çocukken bir şarkı dinledim ve hep başka bir şarkı aradım. Bulamadım tabi, daha sonra bir süre önce şapkalı adam yanıma geldi ve bana bir disk verdi. Diskin üzerinde bilgiler olduğunu düşündüm ve onu yazılıma çevirdim ve bu sayede dinleyebildim."

"Benzer hikayelerimiz varmış. Acaba daha önce neden karşılaşmadık."

"Karşılaşsaydık bile birbirimizi tanıyamazdık ki. Herkes aynıydı benim için ve sende aynılığın bir parçası olacaktın."

"Haklısın, en doğru zamanda tanışmışız."

"Aşkı neden öldürdüklerini merak ediyorum" dedi erkek.

Kız ise "bildiğim kadarıyla aşk sistemin herşeyi geçirmesinde bir engeldi ve bu yüzden onu yok etti. DNAmdaki bir geçmişe yolculuk ettim. Orada sistemin herşeyi ele geçirdiği savaşı gördüm ve aşkın nasıl öldüğünü. Daha sonra başka bir yere gittim. Orada yazı yazan bir adamla karşılaştım. Aslında sistemin planı bundan çok uzun yıllar önce başlamış." diyerek devam ettirdi konuşmayı

"Ben de rüyalarda dolaştım, siyah ay ile konuştum. Bunca zaman onunla konuşmaya çalıştıktan sonra cevap verdi bana. Bana seninle karşılaşacağımı söyledi biliyor musun? Çok yakında dedi bana ve öyle oldu."

"Ben de yalnız olamayacağımı düşündüm. Aşkı benim gibi arayan başka birisi olması gerekirdi. Sonrasını biliyorsun zaten."

"Peki aşkı nasıl bulacağız bir fikrin var mı? Aşkın mezarı nerede olabilir ki?"

"Zamanı geldiğince onu da bulacağımızı düşünüyorum. Hem şapkalı adam bize yardımcı olur. Hem aşkın koruyucuları da var. Belki onlar yerini biliyor olabilir."

"Zamanı gelince göreceğiz sanırım."

Cümleleri bittiği zaman ikisi bir süre boyunca birbirlerine baktı. Konuşmadılar ama. Fakat ilginçtir ki birbirlerini anlıyorlardı. Bunu açıklaması oldukça güçtü. Konuşmadan insanlar nasıl anlaşabilirdi ki? Hele konuşarak bile anlaşamayan insanları düşündükleri zaman bunun olasılık dışı olduğunu biliyorlardı. Ancak bu bilgi onları yanlış bir yere götürüyordu. İkisi de konuşmamalarına rağmen aynı anda gülümsemeye başladılar.

Daha sonra ilk konuşan kız olmuştu "Peki 3000 yıl önce yaşayan birisi bu günü nasıl tahmin edebilir. Olacakları nasıl bu kadar kesin bilebilir."

"Bilmiyorum belki bir zaman makinesi ile geleceğe bakmış ve ona göre kendi zamanını şekillendirmiştir."

"Zaman makinesi olabilir mi diyorsun yani?"

"Bilmiyorum sadece aklıma gelen bir düşünceydi ama ölmek üzere olan bir adamın rüyalarına girebiliyorsam neden olmasın diyorum kendime."

İkisi tekrardan sözgöze geldiklerinde yine gülümesediler. Bu sefer gülümsemeleri daha büyük ve daha gerçekti. İkisi de ne olduğunu bilmiyordu ama içlerinde adını bilemedikleri yeni bir duygu ortaya çıkıyordu.

Bir süre boyunca konuşmadılar. Konuşmak yerine birbirlerini incelediler. Gülümsediler ama geçen zamanın tamamı boyunca gülümsediler.

Derken açık penceren bir aracın evin altında durduğunu duydular. Erkek pencereden baktığında siyah bir aracın gelmiş olduğunu gördü ve "geliyorlar" dedi endişeli bir tonda.

Bir kaç an boyunca birbirlerine baktılar ama ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Bir kaç an daha geçtikten sonra merdivende ayak seslerini duydular. Artık çok az zamanları kalmıştı...

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook