Aşkın mezarı 43 (distopya romanı)

Girdikleri odadan çıktıktan sonra geldikleri yoldan geri dönmediler. Bunun yerine farklı dönüşler yapıp daha farklı yerlerden geçtiler. Binaların altında bu kadar büyük bir yer olduğunu bilmeleri ikisini de şaşırtmıştı.

Bir süre daha devam ettikten sonra erkek ilk konuşan oldu "Peki, bundan sonra ne olacak?"

Siyahlı kız cevap verirken sesi eskisi kadar sert değildi. Bunun yerine daha yumuşak ve anlayışlı bir ses tonuyla konuşmuştu "Ben sadece sizi erkeğin evine çok yakın bir yere bırakacağım. Daha sonra saklanacaksınız. Benim bıraktığım ip uçları onları başka bir adrese götürecek ve eğer her şey planladığımız gibi giderse bu tehlikeyi atlatmış olacağız."

"Peki her şey planladığınız gibi gitmezse ne olacak? Bizi kolaylıkla bulabilecekleri evimize gitmek yerine neden başka bir yerde saklanmıyoruz"  dedi kız biraz korku biraz endişe içinde.

"Çünkü evinize gitmeniz gerektiği söylendi. Bir çok şeyin planı çok önceden yapıldı ve bize sadece bu planı gerçekleştirmek düşüyor. Bu yüzden bazen sorgulamamak daha iyi oluyor." siyahlı kız konuşurken daha anlayıslı bir hale bürünmüştü.

"Öyle olsun" dedi erkek. "Sanki planlanan bir hayatı yaşıyormuşuz gibime geliyor son zamanlarda."

"Aslında yapmak ve yapmamak size kalmış. Bu yüzden planlı bir hayat söz konusu değil." dedi siyahlı kız. Konuşurken bir süre boyunca gözü uzaklara doğru dalmıştı.

Bir süre boyunca konuşmadılar. Bu esnada kız ne kadar gittilerini ölçebilmek için daha önce adımlarını saymaya başladı ve hangi yöne döndülerini. Önce sol sonra tekrar sol ve sağ. Bu şekilde veya başka sırayla devam ediyorlardı yolculuklarına.

Biraz daha ilerledikten sonra -ki kıza göre toplamda 73 adım atmışlardı- siyahlı kız onlara doğru dönerek gülümsemeye başladı ve "Siz ikiniz çok şanslısınız. Eğer başarırsanız aşkı siz yaşatacaksınız."

Erkek ve kız aynı anda konuşmaya başladı "Evet.." Daha sonra ikisi bir anlığına sustu ve erkek elini kaldırıp kızı işaret etti. Konuşma önceliğini ona vermekti amacı ve kız konuşmaya başladı "İnan ikimizde bunun için ve aşkı öğrenmek için yaşıyoruz." Cümlesini bitirdiğinde ikisi de gülümsedi ve erkek kızın söylemek istediği cümleyi söylemesine oldukça şaşırdı.

Bir süre sonra siyahlı kız bir merdivenin önünde durdu. "Bu merdiven sizi onun evinin arka sokağına çıkartacak. Bir süre boyunca saklanın ve hiç ses çıkarmayın. Ben kameralarda görünmüş olma ihtimaline karşılık bir süre ortalıkta görünmeyeceğim." Kolunu üzerindeki siyah giysiyi biraz yukarıya kardılarak karnındaki bandajı onlara gösterdi. "Aramızda kalsın benim kaybolmamı kaçırılma sanabilirler bu sebeple güvende olacağım. Kendinize dikkat edin ve saklanmayı unutmayın."

Kız ve erkek merdivenlerden çıktılar. Önce kız çıktı ve ardından erkek. Erkek kızın düşme ihtimaline karşılık arkada kalmıştı. Ancak kimse düşmedi. Merdivenin sonuna geldiklerinde metal kapağa uzandı kız. Normalde oldukça ağır olması gereken kapak oldukça hafifti ve kolaylıkla onu kaldırıp ilerlediler. Kıza göre 137 adım sonra erkeğin evine gelmişlerdi. 3. kata çıktılar ve 29 numaralı odaya girdiler.

İçeriye girdiklerinde erkek koltuğu işaret ederek "Rahatına bak" dedi. "Bir şeyler içmek ister misin?"

"Sadece su istiyorum. Sonra kahve içeriz belki."

"Söylediğim gibi sen rahatına bak."

Bir kaç an sonra erkek elinde bir bardak su ile geri geldi ve bardağı kıza uzattı.

Kız sudan birkaç yudum aldıktan sonra erkek sabırsız bir biçimde "Orada neler oldu öyle. Ben tam açığa çıkmıştım bir an kadar sonra kendimi yerde buldum. Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir?"

"Bende bilmiyorum. Daha önce de anlattım sanki zaman yavaşlamış gibiydi. Sanki normalin yüzbin de biri gibiydi ama ben normal bir şekilde hareket edebiliyordum. İlk önce attıkları siyah küreyi yerden aldım ve geri fırlattım. Küreye dokunduğumda o benimle aynı hızda hareket etti ve onu geri fırlattım. Sana doğru gelmekte olan bir kurşun gördüğümde seni yere attım ve seni hiç bırakmadan saklandığımız yere kadar sürükledim. Sonrasını biliyorsun zaten. Bunun nasıl olduğunu bilmiyorum inan bana."

"Sana inanıyorum ama olanları kabul etmem oldukça zor. Neyse elbet bir gün neler olduğunu öğreneceğiz."

İkisi birbirine bakıp gülümsediler. Aslında ilk gülümseyen erkek olmuştu amacı konuyu değiştirmekti ancak kız da aynı şekilde karşılık verdiğinde gülümsemeleri biraz daha büyümüştü ikiside birbirlerine baktıklarında ilk kez gerçek bir gülümseme gördüler.

"Sen neler buldun bakalım" diye sordu erkek.

"Ben 3 tane yazı buldum. Yazılar yanımda değil ama aklımdakileri anlatabilirim."

"Ben de 3 tane disk buldum. Biraz uğraşarak onları çalıştırdım. İstersen sana dinletebilirim sen anlatırken."

Kız başını evet anlamında öne eğince erkek bilgisayarının yanına gitti ve diskleri çalmaya başladı. Gelip yerine oturduğu zaman kız okuduğu yazıları aklında kaldığı kadarıyla anlattı. Aslında her harfi anlatmak istiyordu ama onları yeteri kadar okuyamamıştı. Her şey çok hızlı gelirmişti.

Kız anlatmayı bitirdiği zaman erkek disklerde neler hissettiğini anlattı.

En önemli gündem maddesi aşkın ne olduğuydu.

"Aşk sende ne?" diye sordu kız.

"Bence aşk" dedi erkek "birisindan ayrılmayı göze alamamaktır. Onun yokluğu, sana şarkılardaki gibi hissettirebilir. Dikkat edersen bazı bölümlerde farklı duygular var. Diğer bölümlerde aşkın yokluğunu hissederken o bölümlerde aşkın varlığını hissediyorsun. Bak burayı iyi dinle inanılmaz bir şey. Hiç söz yok ama sanki içinde bir dünya var."

Kız şarkıyı dinlerken gözlerini kapattı. O an diğer herşey kayboldu sanki şarkının içinde başka bir dünya vardı ve o dünyadaydı. Şarkı bittiği zaman ise konuşma sırası kızdaydı "Bende yazılarda anlattıklarını düşündüm. Sevmek diye bir kelime var anlamını hala tam olarak bilmiyorum ama bir insanın kalan herşeyden önemli olması gibi sanki. Aşkı beklemek var mesela, ona ulaşmaya çalışmak. Aşkı beklemek acı verici ama onun yokluğu çok daha fazla acı veriyor bu nedenle aşk için tüm acılara dayanabiliyorsun. Sanki aşık olunca bu dünyanın içinde başka bir dünyada daha yaşamaya başlıyorsun ve o başka dünya bu dünyadan çok daha güzel."


Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook